Budo ve Sensei üzerine

Nebi VURAL Sensei’in izniyle, Avrasya Aikido ve Budo Federasyonu resmi sitesinde yayınlanan önsöz yazısından bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum.
Çalışmalara halen devam eden ve/veya yeni başlayacak her arkadaş için satır aralarında çok değerli mesajlar içerdiğine inanıyorum.

***
Ne zaman önemli bir konu hakkında eğitim ve öğretim yapmaya karar verilirse, konuyu anlayabilmek ve amaca ulaşabilmek için, o konunun aslının nereden geldiğini ve tarihini tanımak gerekir.
Japonya’da doğan bütün harp sanatlarına (disiplin sanatlarına) yani BUDO’ya çalışmaya başlamak, orijinini anlamakla, öğrenmekle başlar. Hedefe ulaşmak için uygulanacak metotlar Doğu (Orient) ve Batı (occident) kavramında faklıdır.
Şayet bu kavramı anlamakta zorluk çekiliyorsa, BUDO’ya veya AIKIDO’ya başlayan, başlamak isteyen, seven ve iyice inceleyip öğrenmek isteyenler için gidilecek yol çok uzak ve zor olacaktır, belki de verdikleri bütün emeklere rağmen hedefe ulaşamayacaklardır.
Aikido, şu anda gelişmektedir ve Aikido yapanların veya yapıyorum diyenlerin sayısı gittikçe artmaktadır. Bu açıdan bakıldığı zaman öğretici ve eğitici seçimine bilhassa birkaç senedir çok dikkat edilmelidir. Öğretici ve eğitici, yani sizlerin sık sık söylediği “USTA – HOCA” veya SENSEI konularına. Teknik açıklamalara girmeden önce, her şahıs Aikido’ya ilk başladığı zamana dönsün. Aikido’ya bugün başlıyormuşsunuz gibi yapınız.

İlk yapılacak olan nedir?
İlk önce gerçekten bir eğitici ve öğretici bulmak. Yani gerçek usta. Daha sonra onun talebesi olmaya çalışmak. Hoca talebe ilişkilerini kurmaya çalışmak. Önemli olan ilk adımı yapıp kapıyı geçmektir. Bazen bu kapı açılabilir bazen de açılmayabilir. Belki de bu kapıdan girmeniz hiç bir zaman mümkün olamaz. Nasıl sizlerin seçme hakkı varsa, Hoca’nın da aynı hakkı olduğunu unutmayınız. Şayet ilk adımda hata yaptıysanız, zaman geçtikçe gittiğiniz yol zorlaşacaktır.
O halde nasıl gerçekçi hoca aramalıyız? Hangi kriterlere bakmamız gerekecektir?
İlk dikkat edeceğimiz nokta, Sensei’nin şahsiyeti, karakteridir. Zira Aikido, vücut ve zihne etki yapacaktır. Şayet Sensei, lekesiz temizse, mütevazı ise, mutlu, ışık saçıcı ise ve kalbe giden yol açıksa vereceği eğitim, öğretim şahsiyetinin bir gölgesi olacaktır. Önemli olan sadece tekniklerinin güzelliği, kavgada geçebilecek veya güzel açıklamalar yapan, mükemmel konuşan olması değildir. Bütün bunlar kalbin güzel, huzur içinde olmasıyla ortaya çıkan doğal durumlardır.
İkinci nokta, Budo’ya kendini vermiş, bu yolda ileriye gitmiş birisi olması. Yani senelerce devamlı teknik ve morali çalışmalarını aksatmamış, gün geçtikçe daha fazla çalışan birisi olmalıdır.
Üçüncü nokta, böyle bir Sensei’nin çok büyük eğitim ve öğretim kabiliyeti, kuvveti var demektir. Her şeye her konuya dikkat eden, doğru, talebelerine karşı saygılı ve kalbi sevgi dolu, herkese değer veren, talebelerinin başarmasını ve geleceğini düşünen birisi olmasıdır.
Dördüncü nokta ve bu konu hepsinden çok önemi olan bir konudur. Her gün güç ve kuvvetini yitirmeden sıfırdan çalışmaya başlaması. Yani her gün kendini Aikido’ya yeni başlayan gibi kabul edip tatami üzerinde çalışması, çalışmasıdır. Bu demektir ki, her gün kendinde sıfırdan başlama kuvvetini bulan birisidir.
“Büyük usta – Büyük Sensei”, kendini çok büyük usta gören, tatami üzerinde çalışmayı durduran, öğrenmeyi, bilgiyi ortadan kaldırmış ve her şeyi biliyorum diyen, talebelerine yasaklar getiren, kimseye ihtiyacı olmayan, zamanını lafla tehditler savurarak geçiren O BÜYÜK USTAYI hemen terk etmek gerekir. Aikido ya başlamadan durdurmak daha iyidir. Bundan bir an evvel kaçınılmalıdır.
Genç bir hoca; tecrübesi daha tamamlanmamış, tekniği ve öğretim bilimi mükemmel bir hale gelmemiş, fakat devamlı tatami üzerinde çalışıyor ve daha uzaklara gitmek için öğrenmeye var gücüyle çabalıyor; inanıyorum ki bu genç hoca saygıdeğer, Aikidoya lâyık bir şahsiyettir ve onunla BUDO yolunda uzaklara gitmek mümkündür.
Bilhassa seçim yaparken kesin kararlar vererek kendinizi frenlemeyiniz; burada salon çok güzel, modern, barı çok iyi, çevre çok zevkli, ücreti pahalı değil, evime yakın, vs….. maddi kolaylıklardan kaçınınız. Zira hayatınızın ölçüsü bunlar ise yani maddi, basit bu ölçüler için yaşıyorsanız; BUDO yolunda yürümeye başlamadan durdurmanız sizler için daha iyi olacaktır. Aikido yolunda sarsılmadan yürüye bilmek için büyük irade sahibi olmak ve BUDO terbiyesi ile yetişmek lazımdır.

BUDO terbiyesi ile yetişmek ne demektir ve nelerin yapılması gerekir?
Her şeyden önce tatamide çalışmalarınızı cesaretle, inançla, gayretle, sebatla, alçak gönüllülükle, art çıkar niyeti olmadan, Dan peşine koşmadan nezaket kaidelerine uyarak yapmayı kabul etmelisiniz.
İlk önce, başlamak için öğrenmeniz gereken; dizlerinizin derisi soyulana ve elleriniz yarılana kadar birbirini takip eden terler içinde kaldığınız antremanlarda en büyük dört tehlikeyi yenmeniz olacaktır:

KYÔ – SÜPRİZ
GHI – ENDİŞE
WAKU – KARARSIZLIK
KÛ – KORKU

Bütün bunlar BUDO da hayatidir ve yaşadığımız hayatta çok önemlidir. Bu hataları, eksiklikleri yendikten sonra, dört temel fazileti elde etmek, kazanmak mecburiyetindesiniz:

Birincisi REI – NEZAKET: Dojonun içinde ve dışında herkesle en iyi, en kibar şekilde davranış sanatıdır.
İkincisi CHOKU – KUVVET: Hayat zorluklarına karşı mücadele etmek için kafa ve vücudun birleşerek doğurduğu enerjidir.
Üçüncüsü SEI – HUZUR: Dengeli, sakin, sükûnet içinde, kararlıkla kendine hakim olmaktır.
Dördüncüsü SOKU – SÜRAT: Yargı hızı, asla yanılmamak için uyanık olmak, hangi olay olursa olsun hemen en iyi şekilde cevap verme yeteneğidir.

Bütün bunları çalışa çalışa, teknikleri her gün yapa yapa vücutla aklın uyum içinde olmasını sağlayacaksınız. İşte o zaman BUDO hayatınızı ışıklandıracak ve hürriyeti bulacaksınız. Teknikler basit ve tam olarak parlayarak doğacaktır. Kazanmayla kaybetmenin aynı olduğunu anlayacaksınız. Böylece EGONUZU, bencilliği terk edeceksiniz. Yavaş yavaş “her yönden eksiksiz bir insan” olma seviyesine ulaşılacaktır.

Bilmemek bir günlük ayıpsa, öğrenmemek ömür boyu bir ayıptır.
BUDO’da kullanılan kelimelerin iyice anlamlarını bilmemiz, bilmiyorsak öğrenmemiz gerekir. Bunlardan bir tanesi de Türkiye Aikido camiasında çok çok işittiğimiz “SENSEI” dir. Bu konuda bazı açıklamalar yapmakta yarar vardır.

SENSEI: Japonca iki kanji nin ( SEN ve SEİ ) bir araya gelmesiyle doğan bir kelimedir. Edebî yönden iki kelimeden oluşmaktadır:
SEN: Daha önce, bir evvelki, öncelik, gelecek, gidilmesi gereken yer, yön, tepe, birinci sıra, güç, nükte
SEİ: Hayat, yaşamak, yaşatmak, kullanmak, bir çocuğu taşımak, doğmak, temiz.
Yukarıdaki açıklamaların ışığı altında BUDO’daki kelime anlamı Türkçeye çevrildiği zaman; Öğretici, Usta demektir.
Önemli olan bu kelimelerin altında yatan değeri anlamaktır. Gaflet içinde olmayan, bilenler yani BUDO terbiyesi içinde yetişenler için basit bir kelime değildir. Saygı gösterilen, onursal bir unvandır. Önde giden, yol gösteren, bilgiyi rehber edinmiş, insanlık değerleri üst seviyeye ulaşmış, mütevazı, şahsiyet ve karakter sahibi, kalbe giden yolu açık, etrafına ışık saçan, egosundan sıyrılmış kişi demektir. BUDO’da ulaşılacak en büyük unvanlardan birisidir. Böyle bir şahsiyetin önünde eğilmek ve talebesi olmak en büyük değerdir.
Onun için Nobuyoshi TAMURA Senseï seçtim ve talebesi olmak için 35 senedir gösterdiği yolda yürümekteyim. Budo yapanlar için baş her gelenin önünde eğilmez. Aksi takdirde köleliği seçmişsin demektir. Herkes kendinden sorumlu olduğuna göre kime Sensei denilip denilmeyeceğini seçmek sizlerin vereceği bir karardır. Köle olmak istemiyorsanız yukarıda yazılanları bir daha tekrar okumanızı tavsiye ederim.
***
(Nebi VURAl Sensei’ye teşekkürlerimle)  

Uyarlayan : Engin TANJU
Ağustos 2009

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>